| 2020 Türkiye’si Nasıl Olacak..? |
|
|
| Mehmet Ali BİLGİN tarafından yazıldı. | |
SSCB’nin yıkılması ve dünya 21. yüzyıla girdikten sonra devletlerarası dengeler birden bozuldu. AB ülkeleri dediğimiz ve başını Almanya ile Fransa’nın çektiği Avrupa Hıristiyan bloğu kemirmeye alıştığı Cumhuriyet Türkiye’sinin büyük hamleler yapması sebebiyle; Türkiye’yi, Avrupa bloğuna girmesinde kendisi için tehlikeler görmeye başladı. Avrupa ülkeleri dediğimiz ve başını Almanya ile Fransa’nın çektiği ülkeler hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı tarihin hiçbir döneminde Avrupalı olarak görmedi. Bu sebepten hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı kendi kurdukları bloktan uzak tutmaya çalıştı. Kısaca Avrupa ülkeleri; doğulu olarak kabul ettikleri Türkiye ile kuzeyli kabul ettikleri Rusya’nın, Avrupa kıtasından uzaklaşması için elinden geleni yaptı. Komünist Rusya dediğimiz SSCB yıkılınca tüm Avrupa bayram etmiş ve Avrupa’nın yarısını elinde bulunduran ülkelerin Varşova Paktından kurtulacağını ümit etmişti. Fakat SSCB’nin yıkılması ile yerine kurulan Rusya Federasyonu tahmin edilemeyecek bir şekilde atağa kalktı. Ruslar 21. yüzyılın en önemli iktisadi gücü olarak ortaya çıkan enerji kaynaklarını başkasına kaptırmadı. Bu Avrupa’nın yediği bir tokattı. Ayrıca Avrupalıların bir Avrupalı olarak görmek istemedikleri Britanya İmparatorluğu’nun da ABD ile işbirliğine girmesi, Almanya-Fransa ikilisinin başını çektiği AB’ni (Avrupa Birliği) yağlı güreş tabiri ile açığa düşürdü. Deli Petro’dan bu yana sıcak denizlere inmek için Türkleri ortadan kaldırmak isteyen Rusya’nın tarihsel düşüncesini değiştirip Türklerle işbirliğine girmesi hem AB ülkelerini hem de ABD-İngiltere ortaklığını telaşa düşürdü. Çünkü Rusya enerji konusunda Türkiye ile beraber hareket ederek dünya kamuoyuna bir mesaj verdi. Bu mesaj bir NATO ülkesi olan Türkiye ile bir NATO düşmanı olan Rusya’nın batılılara karşı işbirliğine girmesiydi. ABD’ndeki Yahudi sermayesinin son on yıldır kendisini Amerikalı olarak kabul eden diğer işadamları tarafından sindirilmeye çalışılması, ABD içindeki dengeleri bozmaya başladı. ABD içindeki Yahudi sermayesi dışındaki iş dünyası Ortadoğu’daki İsrail’in yükünü taşımamak istemesi üzerine ABD içinde çatlaklar oluşmaya başladı. Yahudi-İngiliz ortak iş dünyası tarafından başkanlığa getirilen Bush’un Ortadoğu’da başarısız olması, ABD iş dünyasını yeni bir stratejiye sevk etti ve yarı Müslüman olarak kabul edilen Hüseyin Obama’yı ABD başkanlığına getirdi. Eskiden ABD siyasi-iktisadi yapısını elinde tutanların mücadeleyi kaybetmesi üzerine, CIA’nın ve Pentagon’un üzerindeki “kuruluş” Ortadoğu’da yeni bir strateji çizdi. Bu stratejinin amacı Hüseyin Obama’nın iş başına getirilmesi, yeni stratejinin uygulamaya sokulması ve ABD’nin gerçek anlamda yeni ortaklıklar bulmasıydı.
ABD’nin bu yeni stratejik planlarına göre;
1. İsrail’in karşısına Filistin devleti kurulacak ve eskisi gibi İsrail korunmayacaktır.
2. Türkiye eski Türkiye değildir ve İngiltere ile nasıl ortak hareket ediyor isek aynı seviyede Türkiye ile de ortak olmak mecburiyeti vardır.
3. Rusya, Türkiye ile entegre olmak üzeredir, eğer bu entegrasyonun içine ABD de girmez ise bu ABD’nin sonu olacaktır. Çünkü enerji kaynakları ve yolları Türkiye-Rusya ortaklığının eline geçecektir.
4. Çin ve Hindistan’ın dünya ekonomik yapısında söz sahibi olması ABD’nin silinmesine sebep teşkil edecek diğer unsurlardan birisidir. Bu iki devi (Çin ile Hindistan) durdurulabilmesi için ABD olarak, Türkiye-Rusya ortaklığına dahil olmak şarttır. Hatta bunun gerçekleşmesi için İsrail’in tarihten silinmesi gerekiyorsa da silinmesine göz yumulacaktır.
5. Enerji kaynaklarının merkezi Orta Asya, Kafkasya ve Arap dünyasıdır. Bu üç enerji bölgesinde de Türkler vardır. Bu durumda Türkiye ile stratejik ortaklık yapmak mecburiyeti şarttır. Bu ortaklık için Arapların gönlü alınması gerekiyor ise İsrail’in silinmesine sessiz kalınacaktır. Bu gönül almada Türkiye’nin rol alması istenecektir.
Bütün bu gelişmeler; Doğu Avrupa yani Balkanlar, Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Kafkasya, Orta Asya topraklarındaki esas etkin gücün Türkiye olduğunu göstermektedir. ABD’nde Yahudi sermayesinin dışındaki iş dünyasının ayakta kalabilmesi ve ABD’nin en azından tarihsel süreçteki yerini koruyabilmesi ve de ABD eyaletlerinde iç isyan çıkmaması için Türkiye’nin dünya konjonktüründeki yeri kabul edilmelidir. Rusya’yı da ikna edebilecek tek devlet Türkiye’dir.
21. yüzyılın gelecek yıllarında, Türkiye’nin konumunun ne olacağı, yapılan bu planların nasıl uygulamalara sokulmasıyla anlaşılacaktır.
2020 yılına kadar yaşayacak olanlar bu gelişmeleri görecektir.
Mehmet Ali Bilgin İktisatçı, yazar 29.01.2010 |
| Konuyla İlgili Diğer Yazılar | |
Yorumlar
demokrasi de insan hakkini aramalidir almalidir. dusun zincir vurulmadik neremiz kaldi?selametle.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.